19 Ağustos 2025 Salı
Bayram Öncesi Muğla’da İnsanlık Dersi: Evde Bakım Hizmeti Kapıya Kadar Geldi 1
“Millet İradesine Sahip Çıkıyor” Aydın Mitinginde Bodrum Işıltısı
Can Pulak yazdı : Siyaset ve Müslümanlık
Sezen Aksu’nun 50. Sanat Yılı Milliyet Sanat Haziran 2025 Sayısında!
Bodrum Belediyesi BAK Ekibine AFAD Akreditasyon(3 yıl geçerli) Arması

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun CHP’den istifa ederek AKP’ye katılmasının ardından kentteki ilk büyük organizasyon olan mitinge on binlerce yurttaş katıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşması sık sık “Özlem istifa” sloganlarıyla kesildi.

Özel, “Bu alelade bir istifa talebi değildir. Millet emanetini geri çağırıyor. Bir siyasi yankesiciyle karşı karşıyayız. Ahlaki üstünlük bizdedir, çoğunluk enerjisi bizdedir” ifadelerini kullandı.
Miting alanına sığamayan kalabalığın bir kısmı çevredeki kahvehane, restoran ve barlardan canlı yayınları takip etti. Aydınlı Hale Toksöz, “Çerçioğlu layık olduğu yere gitti. Bizler de baba ocağımıza, CHP’ye geri dönüyoruz. Çok özlemişiz” sözleriyle duygularını paylaştı.
Bodrum’dan otobüsler, minibüsler ve özel araçlarla kitlesel katılım sağlandı. CHP Bodrum İlçe Örgütü yöneticisi Semra Güler, “Aydın’da tarihe tanıklık ettik. Bodrum örgütümüzün pankartında ‘Sadece Zeybek Oynarken Diz Çökeriz’ yazıyordu, çok ilgi gördü. Diktatörlüğün önünde diz çökmeyeceğiz. Teşekkürler Aydın, teşekkürler Aydın’ın aydınlanmacıları” dedi.

Sendikanın basın açıklamasına KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) üyelerinden de katılım oldu. Sendikanın Bodrum Temsilcisi Ufuk Senem tarafından okunan basın açıklamasında; “Bu yasa, halktan değil; sermayeden yana yazılmıştır. Bu yasaya karşı mücadele, yalnızca bir bölgenin değil,Türkiye’nin dört bir yanındaki tüm yaşam alanlarının,tüm halkın, tüm emekçilerin mücadelesidir.
Yüzeyde “yenilenebilir enerji yatırımlarının önünü açmak” amacıyla hazırlandığı söylenen bu yasa teklifi, gerçekte doğanın, tarımın ve kırsal yaşamın topyekûn tasfiyesini hedefleyen bir yağma planıdır. Zeytincilik Kanunu’ndan Mera Kanunu’na, Çevre Kanunu’ndan Elektrik Piyasası Kanunu’na kadar pek çok düzenleme, şirketlerin lehine olacak şekilde yeniden yazılmıştır. Zeytinlikler “taşınabilir” sayılarak maden ve enerji projelerine açılmak istenmektedir. Mera alanlarının “kamu yararı” bahanesiyle özel yatırımlara tahsisi kolaylaştırılmaktadır.
ÇED süreçleri işlevsizleştirilmekte, kurumların sessizliği “olumlu görüş” sayılmaktadır. Kaçak tesislere af getirilmekte, izinsiz yatırımlar yasallaştırılmaktadır. MAPEG’e (Maden ve Petrol işleri Genel Müdürlüğü) olağanüstü yetkiler tanınmakta, bürokratik denetim mekanizmaları by-pass edilmektedir. Kurulacak yeni bir “Üst Kurul” eliyle, Cumhurbaşkanlığı nezdinde tüm süreçler merkezileştirilmektedir. Maden sahalarında ki Rehabilitasyon zorunluğunun şirketler üzerindeki baskısı azaltılıyor. Buradan bir kez daha sesleniyoruz. Zeytinlik alanların taşınması mümkün değildir. Hiçbir bilimsel bakış açısı bunu kabul etmez” diyerek konuşmasının devamında;
“Yüzbinlerce dikili zeytin ağacının oluşturduğu ekosistem, toprağın yapısı, mikrokliması, çevresindeki bitki örtüsü, böcekler, kuşlar ve yerel su döngüsüyle birlikte bütünsel bir varlıktır. Ağaçları taşımak demek, o toprağın hafızasını, iklimini, biyolojik çeşitliliğini, yüzlerce yıllık üretim bilgisini de taşımak demektir. Tarımın sürdürülebilirliği, ağaçların değil, toprağın yaşamasıyla mümkündür. Ve bu mümkün değildir. Zeytinlikler taşınamaz; çünkü onlar bir ürün değil, bir yaşam alanıdır. Bu yasa, tarım alanlarının enerji ve maden şirketlerinin ihtiyacına göre “yeniden düzenlenmesini” değil, tümüyle yok edilecektir. Bu düzenleme yasalaşırsa mevcut alanlarda ki tahribat daha da artacak. Yeni ruhsatlar çok kolay verilecek. Ormanlar, Meralar, Tarım alanları, Yeraltı su kaynakları yani bütün doğa kamu yararı adı altında sermayeye devredilecek.Hukuksuz projeler izinlendirilecek, denetimsizlik kalıcı hale gelecek” görüşlerine yer verdi.
Eyleme destek verenler içerisinde yer alan Bodrumlu rehber Didem Sanver; “Ülkemizin doğal kaynak ve zenginliklerinin yağmasında yeni bir aşamaya geçilmesi anlamına gelen bu yasal düzenleme ile sanki memleket topraklarını savaş ganimeti sayıp ne varsa talan edecekler. Çiftçinin emeği, yüzyıllardır süren kültürel birikim, Türkiye’nin doğal zenginlikleri.. Hiçbiri bu yağmacılar için önemli değil. Talanın bir ayağı madenciler, diğeri ise enerji şirketi holdingler, hiçbir izine gerek olmadan faaliyetlerine devam etmek istiyorlar.
ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme), orman izinleri ve imar izinleri gibi işlemleri bürokratik engel gibi gören AKP hükümeti, büyük holdingler için bütün bu süreçleri geçersiz kılma uğraşında. Yağmacı holdingler ve holdinglere hizmette sınır tanımayan AKP hükümeti apar topar yasa önerisini meclisten geçirmeye çalışıyorlar. İzin vermeyeceğiz. Kömür öldürür, zeytin yaşatır” ifadelerini kullandı. Tatilcilerin çevredeki esnafında alkışlarla destek verdiği eylemde; “Kömür öldürür. Zeytin yaşatır” , “Havama, suyuma, toprağıma dokunma” sloganları atıldı.
Bu durum Bodrum Kent Konseyi Yürütme Kurulu tarafından da tescillendi. Azınlığa düşmüş olan eski kadın meclis üyelerinden bazıları geçtiğimiz günlerde görevlerine devam ettiklerini iddia eden bir açıklama yapmışlardı. Atatürkçü Düşünce Derneği vekaleti ile Bodrum Kent Konseyi’nde bulunan Yüsra Miskioğlu’nun da söz konusu ekip ile hareket etmesi örgüt tabanı ve yönetiminde ciddi rahatsızlıklara neden olmuştu. Tüm bu gelişmeler karşısında Atatürkçü Düşünce Derneği Bodrum Şube Başkanı Ümit Baltutan basın açıklaması ile kamuoyunu bilgilendirdi.

Ümit Baltutan; ADD’nin demokratik olmayan hiçbir sürecin içerisinde olamayacağının altını çizerek, yerelde de Bodrum aleyhine olabilecek hiçbir gelişmenin içerisinde yer almayacaklarını belirtti. Baltutan açıklamasının devamında; “ADD, Bodrum’da da demokrasinin teminatıdır. Kadın Meclisi’nin 14 yürütme kurulu üyesinden, 8’i istifa etmiş. ‘Kadın meclisi halen görevdedir’ demenin mantığını anlamış değiliz. Bunu en çok da ADD’nin aydınlık yüzü olan kadın üyelerimiz ve yöneticilerimiz anlamış değiller. Bodrum’da kadınların koltuk kavgasından öte sorunları var. Kendisine koşulsuz, pazarlıksız, iyi niyetle temsil yetkisi verdiğimiz Yüsra Miskioğlu hanımefendinin bunları ADD’deki kadın arkadaşlarımızla, üyelerimizle, yöneticilerimizle paylaşmasını, ortak çözümler ve projeler üretmesini beklerdik. Kendisi bırakın bunları derneğimize taşımayı, derneğimizle Bodrum Kent Konseyi arasında köprü olmayı derneğimizin kapısından içeri dahi girmedi.

Atatürkçü Düşünce Derneği Bodrum Şube başkanı Ümit Baltutan sözlerine şöyle devam etti. ”Kadın Meclisi ile ilgili gelişmeleri maalesef kendisinden değil, kamuoyundan, kardeş örgütlenmelerden ve sokaktan öğrendik. Hiçbir sorumuza net bir yanıt vermediği gibi, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin iradesini de söz konusu kıymetli zemine yansıtmadı. Tüm bu gelişmeler sonrasında ADD Bodrum İlçe Yönetim Kurulu olarak; Yüsra Miskioğlu’nun derneğimizi temsil etme özelliğini ve yeteneğini kaybettiği görüş birliğine vardık. Artık şu an itibarı ile kendisinin derneğimiz adına açıklama yapma ve irade beyan etme yetkisi yoktur. Miskioğlu derneğimizi temsil edemez. Ayın 26’sında Bodrum Kent Konseyi’nin seçimsiz genel kurulu yapılacak. Maalesef bunu da bizi temsil etmesi için görevlendirdiğimiz arkadaşımızdan değil, Bodrum Kent Konseyi’nin doğrudan kendisinden öğreniyoruz. Bodrum’un vazgeçilmez değeri olarak gördüğümüz Bodrum Kent Konseyi’nin 5 gün sonra yapılacak olan genel kurul toplantısına katılacağız. Ve orada bizi temsil edecek kadın arkadaşımızı da kamuoyuna deklere edeceğiz” görüşlerine yer verdi.
Basın açıklamasının yapıldığı saatlerde dernek binasına tesadüfen gelen Süheyla Güvenç isimli yurttaş da; “Gelişmeleri basından takip ediyordum. Çok iyi bu denk geliş. Buraya ziyaret nedenim, ADD’yi görüp, tanımaktı. ADD’yi merkezi olarak zaten onaylıyordum. Bir de Bodrum’da görmek istedim. Şu anda gördüğüm fotoğraf bana; ‘İşte benim örgütüm’ duygusu yaşattı. Bitez-Aktur’da yaşıyorum. Sitemizde ADD’ye üyelik konusunu sorguluyor ve düşünüyorduk. Bir arkadaşımız yarı espri ile, ‘Bodrum’da ADD Kadın Meclisi sürecinde darbecilerle beraber’ demişti. Ben bugün, yarın yol arkadaşlarımla üye olacağım derneğin darbeden değil, demokrasiden yana olduğuna birebir tanık oldum. İlk kez tanıdığım sayın başkan Ümit Baltutan’a bu aydınlatıcı bilgileri için, teşekkürler. Karyalı Kadınlar’a değin geleneği olan Bodrum kadın hareketi bu haksızlığı hak etmiyor. Bizler de elimizi taşın altına koyuyoruz. Atatürkçü kadınlar olarak ADD’de buluşuyoruz” ifadelerini kullandı.
AYHAN KARAHAN