18 Temmuz 2026 Cumartesi
Bayram Öncesi Muğla’da İnsanlık Dersi: Evde Bakım Hizmeti Kapıya Kadar Geldi 1

“Millet İradesine Sahip Çıkıyor” Aydın Mitinginde Bodrum Işıltısı

Can Pulak yazdı : Siyaset ve Müslümanlık

Sezen Aksu’nun 50. Sanat Yılı Milliyet Sanat Haziran 2025 Sayısında!
Bodrum'da Butlana Karşı Toplanan İmzalar Pazartesi Ankara'da MuhatabınaTeslim Edilecek

Toplanan imzaların uzun bir şerit halinde Yurttaş İnsiyatifi katılımcılarıyla sergilenerek yapılan basın açıklaması şair Nazım Hikmet’in şiiriyle başladı. Yapılan açıklamada konuşan Ayhan Karahan şu ifadeleri kullandı.
Sizi o koltuğa hayli eğreti bir şekilde oturtan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin (BAM) CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin verdiği “mutlak butlan” kararının ne kadar hukuki içerik taşıdığını siz de, biz de biliyoruz. Başka neyi biliyoruz? Bu kararın hukuk dışılığının kısa bir süre içerisinde ve ilahi adalet önünde tescilleneceğini de biliyoruz. Bu tescil sonrası sizi kullananlar; “Bize ne CHP’nin kendi iç meselesiydi” diyecekler. Siz de; “Ne yapalım? Mahkeme kararıydı. Uymak zorundaydık“ diyeceksiniz. Bu halkta bu kirli senaryoyu yutacak. Öyle mi? Bunu aklınızdan dahi geçirmeyiniz. Çünkü bu halk aklıyla oynanmasına asla izin vermeyecek.
Sayın Kılıçdaroğlu yaşananların sizin aklınız ve iradenizle gelişen bir süreç olmadığını çok iyi biliyoruz. Sizin nelere muktedir olduğunuzu sadece kaybettiğiniz 13 seçimden bilmiyoruz. Anımsayınız. Ülke tarihinin karanlığa evrilmesindeki en kritik dönemeçlerden 2010 referandumunu anımsayınız. O seçimde oy dahi kullanamadınız. Seçmen olamadınız. Ülkede seçme, seçilme hakkın kazanılmasının 76. yılında yani 2010 yılındaki oylamada, CHP Genel Başkanı olarak seçmen dahi olamadınız. Sizin nelere yeterli olduğunuzu bu halk acı deneyimler yaşayarak belleğine değin kazıdı. 5 Kasım 2023’de CHP Genel Kurulu sonrası, “Bugün, kurultay delegelerimizin verdiği kararla genel başkanlık görevine veda ediyorum” demiştiniz. Seçilen genel başkan Özgür Özel’i tebrik etmiş, başarılar dilemiştiniz. “Kurultay delegelerimizin verdiği kararla…” dediğiniz o genel kurulu yani partinizin iradesini yok saydırdınız. Size güvenmemiz için, tek bir sebep söyler misiniz sayın Kılıçdaroğlu?
Her geçen gün planladığınız tezgahın, bu bereketli topraklar üzerinde bir karşılığının olmadığını daha net görüyorsunuz. Bu da sizi ve saz ekibinizi çileden çıkarıyor. En son sözcünüz bizlere; “Butlancı, kayyumcu” dedi. Bizler o yaftalamanın gölgesinden geçmiş olsaydık, bugün burada alnımız açık meydanda olabilir miydik? Butlancılar, darbeciler, işbirlikçiler kaçar halktan, sokaktan, gün ışığından. Vatan şairi Nazım Hikmet ne diyordu: “Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu.” Zor kullanarak girdiğiniz CHP Genel Merkezi’nden çıkamayışınızın esaslı nedeni bu dizelerde saklı olabilir mi? Biz burada meydandayız. Siz neredesiniz?
Sayın Kılıçdaroğlu, işte geldik en önemli kırılma anına. Siz sokağa çıkmıyorsunuz ya da çıkamıyorsunuz. Bizlerse gördüğünüz yerdeyiz. Sizlerle yüzleşmemiz gerek. İstesek de bundan kaçışımız yok. Sizinle sokakta, hayatın içerisinde buluşamayacağımız artık kesin. Bu sebepten dolayı biz sizin yanınıza kapalı kaldığınız yere, üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi yazılı olan tabelanın bulunduğu adrese geliyoruz. Ne olarak geliyoruz? Karanlık ablukaya boyun eğmeyen ve bunu imzalarıyla deklere eden 31.216 yurttaşımızın elçisi olarak geliyoruz. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesinin devamındaki monarşik rejim dayatmasına direniş olarak geliyoruz. Cumhuriyetin ve demokratik kazanımların ortadan kaldırılmasına karşı; “Cumhuriyet, demokrasi, adalet kimsesiz ve sahipsiz değil” demek için geliyoruz.
Çıktığınız bir haber kanalında; “Bana karşı kampanya yürütenler Fetöcü” dediniz. Biz Fetöcüyüz, öyle mi? Bu kadim toprakların aydınlık insanları 2023’de sizin adaylığınıza %79 destek verdi. Hatta bizler o desteği de yetersiz bulmuş ve sizin adaylığınıza destekte, “Niye %90’ın üzerine çıkamadık” sorgulaması yapmıştık. Bunun için, “Sayın Kılıçdaroğlu size %90’ın üzerinde oy çıkaramadık. Eksik çalışmışız. Özür dileriz” demeyi de düşünüyorduk. Ama buna fırsat dahi vermediniz.
Giderleri ve kim ya da kimler tarafından karşılandığı belirsiz bir ofis kurup, bizim vakıf olmadığımız, şeffaf olmayan çalışmalar içerisine girdiniz. Dün sözcünüz o ofisi tanımlarken; “Burası tek bir kişinin finanse ettiği bir yer değildi. Bu davaya inanan kim varsa, herkes bu sürecin bir tarafından tuttu” dedi. Tabi ki; bizlerin bilmediği o sürecin kim, neresinden tutmuş!!! Mutlaka açığa çıkacaktır. Tarih o çalışmaların neler olduğunu elbette tazyikli su, TOMA, biber gazı, plastik mermi gölgesinde bırakmayacaktır. Ancak şunu net olarak söyleyelim. Fetöcü olarak nitelediğiniz bu 31.216 imza sahibinin tamamına yakını 2023’deki adaylığınızda size imza vermişti, size oy vermişti. Dilerseniz tekrar beraber sayım yapalım. 31.216 ıslak imza sahibinden kaç Fetöcü çıkar? Buradaki asla bulanık görünmeyen aksine hayli net olan bu fotoğrafa birlikte bakalım. Ne dersiniz sayın Kılıçdaroğlu?
Bodrum özelinde gericilikle mücadele ve FETÖ çok ayrı yer tutar. Bodrum’un siyasal tarihi aynı zamanda gericilikle ve karanlıkla mücadele tarihidir. Biz o mücadelenin aydınlık bayrağını dünya alem tanıktır ki; Bodrum Kalesi’nin surlarına astık. Türkçe Olimpiyatları soytarılıkları süreçlerinde karanlığın yegane temsilcilerinin gözlerinin içine baka baka Antik Tiyatro’nun basamaklarına astık. Bunlar için gözaltlarına alındık, yargılandık, bedeller ödedik. Vaz mı geçtik? Bakın gene buradayız. Çok ama çok daha kararlıyız ve inançlıyız. Misli, misli de kalabalığız.
Size kötü bir haberimiz var sayın Kılıçdaroğlu. Bakın bizler artık birleştik. Ve birleşmemizde objektif etkiniz ve katkınız var. Bunu için size elbette teşekkür etmeyeceğiz. Birleştik ve coşkun akan bir sel olduk. Birleştik. Ekmek, gül ve hürriyet günleri olduk. Birleştik. Hak, hukuk, adalet çığlığı olduk. Birleştik, geliyoruz sayın Kılıçdaroğlu… Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında, İkinci Kurtuluş Mücadelesi için dalga dalga aydınlık olduk. Geliyoruz.

Flamingolar başta olmak üzere yüzlerce göçmen kuşun göç yolundaki duraklardan biri olan, yüzlerce canlı türüne ev sahipliği yapan Bargilya Lagünü için bugün çevre örgütleri ve yaşam savunucuları bir araya geldi. Milas’ın Boğaziçi Mahallesi’nde düzenlenen basın açıklamasında, koruma altındaki sulak alanda planlandığı belirtilen yapılaşma projelerinin ekolojik dengeyi, su varlığını ve kültürel mirası tehdit ettiği vurgulandı.
Bargilya S.O.S. Paydaşları’nın çağrısıyla gerçekleştirilen etkinliğe Muğla Çevre Platformu, Latmos Platformu, Güllük Çevre Koruma Derneği, Bodrum Yurttaş İnisiyatifi ve çok sayıda doğasever katıldı. Katılımcılar, “Havama, Doğama, Suyuma Dokunma” ve “Bargilya rant sahası değildir” sloganları eşliğinde sulak alanın korunması çağrısında bulundu.
Grup adına basın açıklamasını okuyan Selahattin Aydın, Bargilya Kuş Cenneti’nin Milas’ın, Muğla’nın ve dünyanın doğa ve kültür mirasının bir parçası olduğunu söyledi. Açıklamada, 2001 yılından bu yana “Önemli Kuş Alanı” olarak kabul edilen bölgenin, 178 bitki, 14 balık, 10 sürüngen, 9 memeli ve başta flamingolar olmak üzere ak pelikan, balıkçıllar, ördekler, sumrular ile birlikte toplam 197 kuş türüne ev sahipliği yaptığı vurgulandı.
Cumhurbaşkanlığı kararıyla “Kesin Korunacak Hassas Alan”, ayrıca “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” statüsüne sahip Bargilya’nın, Türkiye’nin taraf olduğu Ramsar, Bern ve Barselona sözleşmeleri ile ulusal çevre mevzuatı kapsamında koruma altında bulunduğu hatırlatıldı.
Basın açıklamasında, bölgede planlandığı belirtilen 4 bin konut, 5 otel ve golf alanı projesinin,binlerce yıllık doğal yaşamı geri dönüşü olmayan biçimde tahrip edeceği ifade edildi. Özellikle lagünü besleyen derelerin hafriyatla yönünün değiştirilmesi ya da önlerinin kesilmesiyle tatlı su ile deniz suyunun buluşması sonucu oluşan acı su ekosisteminin zarar göreceğine dikkat çekildi.
Açıklamada, göçmen kuşların yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip sazlıkların, çamur düzlüklerinin ve sulak alanın doğal işleyişinin korunmasının zorunlu olduğu vurgulanırken, “Bargilya Kuş Cenneti, her arkasına gücü alanın beton bloklar dikebileceği boş bir arsa değil; nefes alan, can veren, yaşayan kadim bir yaşam alanıdır” denildi.
Yaşam savunucuları, Bodrum ve Milas’ın uzun yıllardır su sıkıntısı yaşadığına dikkat çekerek, binlerce yeni konutun yaratacağı su tüketimi ile kanalizasyon ve atık su yükünün mevcut altyapının taşıyabileceğinin çok üzerinde olacağını dile getirdi. Açıklamada, lagüne ulaşabilecek kanalizasyon ve kimyasal atıkların, lagünün ekolojik bütünlüğünü tehdit edeceği ifade edildi. Ayrıca bugüne kadar açılan davalarda alınan bilirkişi raporları ve mahkeme kararlarının da ortak biçimde, “Bu proje doğayı ve tarihi katleder, bu altyapı bu yükü kaldıramaz” sonucuna işaret ettiği ifade edildi.
Açıklamada, yapılaşmanın yalnızca doğal yaşamı değil, proje alanı içinde bulunan 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı niteliğindeki Cindye Antik Kenti kalıntıları ile Bargilya Antik Kenti’nin kültürel mirasını da tehdit ettiği belirtildi. Çevre örgütleri, hem doğal hem de kültürel değerleri koruyan hukuki statülere uygun davranılması çağrısında bulundu.
Basın açıklaması, “Bizler bu toprakların koruyucusu, kuşlar ise bu lagünün asıl özneleridir. Ne feda edecek tek bir damla su, ne kirlenmesine göz yumacak bir karış toprak, ne beton altında bırakılacak bir tarih, ne de gökyüzünden koparılacak tek bir kuş var. Boğaziçi-Bargilya Sulak Alanı tüm canlılarındır; yaşamdır, kimliktir. Haklarını kimse gasp edemez” sözleriyle tamamlandı. Etkinlik, katılımcıların sloganları ve alkışlarıyla sona erdi.
CHP Merkez Yönetim Kurulu’nun (MYK) kararıyla Muğla İl Başkanlığı görevine Halil Karahan getirildi. Parti tüzüğü çerçevesinde gerçekleştirilen bu atama, bazı partililer tarafından desteklenirken, bazı isimler ise kararın hukuki ve örgütsel açıdan doğru olmadığı görüşünü dile getirdi. Görevden alınan eski Muğla İl Başkanı Nail Kızıl ve yönetimi, yaptıkları açıklamada görevlerinin başında olduklarını belirterek, “Mutlak butlanı da, bu kararları da tanımıyoruz.” ifadelerini kullandı.
CHP’nin kurultay sürecine ilişkin devam eden hukuki tartışmaların ardından Muğla ve Bodrum’da bazı partililer, “Butlana Hayır” açıklamaları yaparak Genel Başkan olarak Özgür Özel’i desteklediklerini duyurdu. Bu açıklamalar, parti tabanında kurultay süreci ve alınan kararlarla ilgili farklı değerlendirmelerin bulunduğunu ortaya koydu.
Atama kararının ardından en dikkat çeken gelişmelerden biri ise Halil Karahan’ın oğlu Taylan Karahan’ın sosyal medya paylaşımı oldu.
Taylan Karahan paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Benim il başkanım Nail Kızıl’dır. Partimizin tüm seçilmiş kadrolarının yanındayız. Cumhuriyet Halk Partimizde görevler atanarak değil, örgütün iradesiyle tecelli eder.”
Bu paylaşım, kamuoyunda parti içindeki görüş ayrılıklarının yalnızca örgütlerde değil, farklı çevrelerde de açık şekilde dile getirildiği şeklinde yorumlandı.
Siyasi Partiler Kanunu ve CHP Tüzüğü, belirli şartların oluşması halinde Genel Merkez’e il başkanlığına geçici atama yapma yetkisi tanıyor. Buna karşılık, parti içindeki bazı isimler delegelerin iradesiyle oluşan yönetimlerin esas alınması gerektiğini savunuyor. Öte yandan kamuoyunda sıkça dile getirilen “mutlak butlan” tartışması ise devam eden hukuki sürece ilişkin bir konu olup, bu konuda verilecek kesinleşmiş yargı kararları, parti organlarının hukuki durumunun değerlendirilmesinde belirleyici olacak.
Muğla’da gözler, CHP Genel Merkezi’nin atadığı yeni yönetimin izleyeceği yol haritasına ve ilerleyen süreçte yapılabilecek kongre takvimine çevrildi. “Butlana Hayır” açıklamaları yapan parti üyeleri ile yeni yönetim arasında nasıl bir siyasi diyalog kurulacağı da önümüzdeki günlerin önemli başlıklarından biri olacak.
Muğla’da yaşanan süreç yalnızca bir il başkanı değişikliği değil; parti içi demokrasi, hukuki süreçler ve örgütsel birlik açısından da önemli bir sınav niteliği taşıyor. Bir tarafta Genel Merkez’in tüzüğe dayanarak yaptığı atama, diğer tarafta örgüt iradesini esas alan görüşler bulunuyor. Halil Karahan’ın önündeki en önemli görev ise bu farklı yaklaşımları yöneterek Muğla örgütünde birlik ve çalışma düzenini yeniden tesis etmek olacak. Ayrıca Halil Karahan’ın ekibinde kimlerin olacağıda ayrı bir merak konusu.
Tartışmanın bundan sonraki seyri ise hem devam eden hukuki süreçlere hem de CHP’nin önümüzdeki dönemde atacağı siyasi adımlara bağlı olarak şekillenecek.
Bodrum’da sanat ve doğayı buluşturan mekânlar arasında yer alan Hapimag Sea Garden Resort, bu yaz Şura Gürel’in ‘STRATA: Layers of Being’ adını taşıyan kişisel resim sergisine ev sahipliği yapıyor. 4-30 Temmuz tarihleri arasında sanatseverlerin ziyaretine açık olacak sergi, sanatçının ‘Her katman bir deneyim, her deneyim bir varoluş’ sözüyle özetlediği yaratım anlayışını izleyiciyle paylaşıyor.
Şura Gürel, sergiyle ilgili açıklamasında, “Hepimizin içinde görünmeyen katmanlar var. Bizi biz yapan şey yalnızca bugün olduğumuz kişi değil hatırladıklarımız, unuttuklarımız, cesaret ettiklerimiz, vazgeçtiklerimiz ve yeniden başladıklarımız. STRATA, tam da bu görünmeyen katmanları görünür kılma çabası. Earth / Memory geçmişin izlerini, Water / Flow yaşamın akışını, Renewal yeniden doğuşu, Transformation ise devam eden değişimi anlatıyor. Her eser, insanın kendi yolculuğunda bıraktığı izlere dair soyut bir anlatı sunuyor” diye konuştu.

Sergi, ziyaretçiyi yalnızca eserleri izlemeye değil, deneyimin bir parçası olmaya da davet ediyor. Giriş alanında yer alan interaktif kelime seçimiyle ziyaretçiler, o gün kendilerini en çok çağıran kelimeyi seçerek kendi içsel yolculuklarıyla sergi arasında kişisel bir bağ kuruyor. Sergi sonunda paylaşılan kolektif seçimler ise her ziyaretçinin STRATA deneyimine kendi katmanını eklemesini sağlıyor.
Mixed media teknikleri ile deniz kabuğu, taşlar gibi doğal malzemeleri bir araya getiren soyut sanat çalışmalarıyla tanınan Gürel, sanat yolculuğuna Almanya’da başladı, İstanbul ve Bodrum’da üretmeye devam etti. Son yıllarda İstanbul ve Bodrum’da düzenlenen çeşitli karma sergilerde yer alan sanatçı, ArtContact İstanbul başta olmak üzere farklı sanat etkinliklerinde eserlerini sanatseverlerle buluşturdu. Sergide, sanatçının Hapimag Sea Garden Resort, Bodrum’a özel olarak deniz kabukları ile hazırladığı ‘Signature Collection’ da yer alıyor.
Serginin açılış programı 19.30’da Hall 30’un kapılarının açılmasıyla başlayacak; 20.00’de kokteyl, 20.30’da sanatçı konuşması ve 21.00’de sergi gezisi ile sanatçıyla buluşma yer alacak. ‘Strata: Layers of Being’, Hapimag Sea Garden’ın doğadan ilham alan yaşam felsefesiyle örtüşen bir sanatsal deneyim sunarak, sürdürülebilirlik ve kültür-sanat alanındaki bağını yeni eserlerle güçlendiriyor.
Bodrum Belediye Başkanlığı’nda imzalanan protokolle birlikte, daha önce Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü sorumluluğunda bulunan alanın işletmeciliği Bodrum Belediyesi tarafından yürütülecek.
Protokol kapsamında Kumbahçe sahilinde uygulanan düzenleme modeli Bitez sahilinde hayata geçirilecek. Çalışmalar doğrultusunda bölgede uzun yıllardır oluşan kontrolsüz işgallerin, kaçak eklentilerin ve görüntü kirliliğinin önüne geçilmesi hedeflenirken çevre hassasiyetini önceleyen, doğal sit alanının dokusunu koruyan, nitelikli ve kontrollü bir kıyı düzeni oluşturulacak.
Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Kumbahçe sahilimizde uyguladığımız ve vatandaşlarımızdan olumlu geri dönüşler aldığımız düzenleme modelini şimdi Bitez’de hayata geçiriyoruz. Bitez sahilimiz doğal sit alanı olduğu için buranın sorumluluğu, yönetimi ve işletimi tamamen Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğümüz üzerindeydi. Bugün Kıyı Yönetim ve Çevre Koruma A.Ş. ile yaptığımız protokol kapsamında, Bitez Mahallesi Hacıahmetler Mevkii Günübirlik Kullanım Alanı’nın işletmeciliği artık belediyemiz tarafından yürütülecek.
Ekiplerimizle yıllardır bölgede oluşan kontrolsüz işgallerin, kaçak eklentilerin ve görüntü kirliliğinin önüne geçeceğiz. Yalnızca belediyemizin yasal normlar çerçevesinde izin verdiği kullanım ve yapılaşmalara müsaade edeceğiz. Çevre hassasiyetini önceleyen, doğal sit alanını koruyan, estetik ve düzenli bir kıyı düzeni oluşturacağız.
Amacımız Bodrum’un tüm sahillerini vatandaşlarımızın keyifle vakit geçirebileceği, düzenli, güvenli ve erişilebilir yaşam alanları haline getirmek. Bu doğrultuda ilgili tüm kurumlarımızla iş birliği içerisinde çalışmaya devam edeceğiz.
Bu önemli süreçte desteklerini esirgemeyen başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğümüze, Kıyı Yönetim ve Çevre Koruma A.Ş. yöneticilerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”
Protokolle birlikte Bodrum Belediyesi, Bitez sahilinde çevreyi ve doğal yapıyı koruyan, kamu yararını gözeten ve vatandaşların sahili daha düzenli kullanabilmesini hedefleyen uygulamaları hayata geçirecek. Çalışmaların ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde ve yürürlükteki mevzuat doğrultusunda sürdürüleceği de ifade edildi.