DOLAR 44,5035 0.06%
EURO 51,7350 -0.37%
ALTIN 6.719,28-1,23
BIST 12.937,871,15%
BITCOIN 2961818-2.274%
Muğla
12°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Can Pulak

Can Pulak

24 Şubat 2026 Salı

Can Pulak yazdı : Siyaset ve Müslümanlık

Can pulak yazdı : siyaset ve müslümanlık
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Şu mübarek Ramazan gününde siyasetin güzel dinimize bulaştırılmasının üzerinde durmak farz oldu.

Image

Bu bulaşım pek yeni sayılmaz.Geçmişte sağ eğilimli partilerin tamamında görülmüştür. Hatta oy deposu bilinen tarikatlardan bazılarının önemli isimlerini CHP bile taşımıştır Meclise.Devletimiz dinin siyasete karıştırılması yüzünden zaman zaman zorlanmışsa da,Anayasamızdaki laiklik ilkesi hiç son 20 yılda olduğu kadar çiğnenmedi ve yok sayılmadı.Bunun çok büyük zararını şimdi iliklerimize kadar yaşıyoruz.Müslümanlığın siyasete bulaştırılmasından sadece devletin zarar gördüğünü söyleyemeyiz.Dinimiz de zarar görmüş ve kutsal kitabımızda yazılanları dilediği yöne çeken tarikatlar ve din tüccarları Müslümanlığı yörüngesinden oynatmıştır.Bu sabit din çizgisinin dışına çıkışı ise,Diyanet İşleri Başkanlığımız seyretmiş ve hatta sessiz kalmıştır.

Neye üzülüyorum biliyormusunuz,bana göre dünyanın en güzel dini olan Müslümanlık,bugün ciddi şekilde tartışılır hale getirildi.Dinimiz adına öyle tuhaf,anlaşılmaz ve kabul edilemez işler yapıldı ki,bunları iman gücünü Kuran’dan alan gerçek dindarlarla gençlere anlatabilmek giderek zorlaşıyor.Konu hassas olduğu için, bunların tek tek üzerinde durmak istemiyorum. Yanlış anlamalara da sebep olabilir.Ancak söylemek istediğim şey,günümüzün dini siyasallaştıran uygulamalarıyla,kutsal kitabımızda yazılanların çoğu örtüşmüyor maalesef.İki defa hacca,sekiz defa umreye gitmiş ve bir kere de Kral’ın özel izniyle Kabe’nin içine girmiş,Kuran’ımızın Türkçesini defalarca hatmetmiş bir müslüman olarak, siyasetçilerin dinimizi kendi çıkarları için böylesine hırpalamalarına içerliyorum doğrusu.

Allah’la kulun arasına girmemeliyiz. İnsanımızın dini inancına,yaşam tarzına ve eğitimine siyasi gücümüzü arttırmak için karışmamalıyız. Bunun kesin çizgilerini Anayasa’mız ve yasalarımız ortaya koymuştur zaten.Camilerde siyaset yapılır mı,imamlarla müezzinlerin işimi siyasi iktidar sözcülüğüne soyunmak?Eskinin yasalara ve Anayasaya sıkıca bağlı Diyanet İşleri Başkanlarını çok arıyoruz.Devlet memuru bir din adamı, bir iktidarı sevebilir, beğenebilir. Ancak onun propogandasını yapamaz,milletin kutsal mabedi olan camilerimizi siyaset alanı haline getiremez.

Otellerde.salonlarda,meydanlarda gösterişli toplu iftar yemekleri var mı geleneklerimizde? Yoksa fırınlarda kuyruğa girerek aldığımız sıcak pidelerle eve koşturup ve top sesini beklediğimiz aile ve akraba sofralarında mı açmalı oruçları?Hangisi daha güzel acaba?Toplu iftarlar için harcanan paralar, gerçekten dargelirli ve yoksul ihtiyaç sahiplerine dağıtılsa ve onların da iftar sofraları zenginleşse,kötü mü olur?Günümüzde milyonlarca Müslüman orucunu rahatça açacak yiyeceklere sahip değil.Zeytinin tanesi 4 lirayı, hurmanın en kalitesizinin tanesi 2 lirayı buldu.Eti sofralarında değil,rüyalarında görüyor çoğu.Dinimiz komşumuz açken bizim tok yatmamamızı emrediyor.Ama kim dinliyor ki bunu,tok açın halinden anlamıyor ki günümüzde.

Dinimizde yolsuzluk,haksızlık,kul hakkı yemek,adaletsiz davranmak var mı?Dinimizde yok ama,günlük yaşamımızda hepsi mevcut. Hergün hepsinin örneklerini görüyor,duyuyor, televizyonlarda seyrediyoruz devamlı.Dünün fakirini bir gecede zengin yapan,cehaleti ödüllendiren,Kuran’ımızın güneşini uydurma tefsirler ve hadislerle gölgeleyen bir anlayışın, gerçek Müslümanlıkla bir yakınlığı olabilir mi? Neyse bu tartışmalara girecek düzeyde din bilgisine sahip değilim.Bunu televizyonlarda boy gösteren profesörlerimize değil,islam hukuku konusunda ulemalara ve din alimlerine bırakalım.Ben samimiyetle dinimize siyaset yoluyla verdiğimiz zararları belirtmeye çalıştım.Hepsi bu…

Aziz milletimizin bu mübarek ayda tuttukları oruçların,kıldıkları teravilerin ve yaptıkları ibadetlerin Allah katında kabulüne duacıyım. Kim ki yaradanımıza,dinimize ve kutsal kitabımıza sadık ve saygılı davranıyor,onların hepsine selam olsun.

Önemli not:Her iki seferde de Hacce devlet imkanıyla gittiğim için hacı sayılmam.Hacı olabilmek için,ailenin tüm imkanlarını karşıladıktan sonra biriktirdiğin şahsi tasarrufunla hacce gitmek şart.

CAN PULAK

Devamını Oku

Can Pulak Yazdı : BUNA PARA MI DAYANIR ?Temiz siyasete yıllardır hasretiz

Can pulak yazdı : buna para mi dayanir? Temiz siyasete yıllardır hasretiz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Temiz siyasete yıllardır hasretiz.İktidarıyla muhalefetiyle genel bir değerlendirme bu…

Oy alacağım,seçimi kazanacağım tribünleri coşturacağım, geleceğimi garanti edeceğim diye, olmadık işler yapıyor siyaset esnafı. Milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor,yapılan iyi-kötü işleri anlatırken bile hakaretle saldırıyor,genleriyle oynanmış düşmanlık tohumu saçıyor sahaya.Evet siyasetin hamurunda tartışma,mücadele,galip gelme ve ikna etme gayret ve çabaları vardır ama,bunları kavgaya,hakarete,tehtid ve iftiraya götürmemek lazım. Geçmişle hesaplaşmak adına kaybettiğimiz zamana üzülüyoruz.Geleceği güzelleştirecek, milleti rahat ettirecek,devleti güçlendirecek plan ve projeler üretmek varken,siyaset esnafının birbiriyle uğraşması, dalaşması ve kavgası, devletine ve milletine bağlı Türkiye sevdalılarını gerçekten kahrediyor.

1
Can pulak yazdı : buna para mi dayanir? Temiz siyasete yıllardır hasretiz 6

Oy siyaseti

Hele kendisine oy veren seçmenlerini menfaati için terkederek parti değiştirenlere ne demeli? Siyasi transfer dün de vardı,bugün de var,yarın da olacak.Ama bu şekliyle değil, istifa eden Milletvekili yada Belediye Başkanı görevinden de,sıfatından da hemen ayrılmalı ve sade vatandaş konumuna gelmelidir.Hem seçildiğin partiden ayrılacak ve düne kadar mücadele ettiğin partinin şemsiyesi altına girecek,hem de tüm sıfatlarını muhafaza edeceksin.Oh ne ala memleket..Olmaz böyle şey.Bunu derhal düzeltmeli,siyasette ahlakı mutlaka öne çekmeliyiz.

Memlekette az da olsa güzel şeyler de oluyor,çok kötü şeyler de.Ama bunları ortaya koyarken,dilimize ve üslubumuza dikkat etmemiz lazım.Günlerdir deprem konusunu, aylardır emeklilerin,çalışan kesimin ve dar gelirlilerin sorunlarını,yıllardır enflasyonu tartışıyoruz.Sorunları insafla,adaletle ve nedenleri ile çözüm yollarını da göstererek konuşmamız lazım.Ülkemiz çok acı ve çok büyük bir deprem geçirdi.11 ilimiz ağır hasar gördü,yarısı dümdüz oldu,53 bin kardeşimizi kaybettik.Bu korkunç bilançoyu göğüslemek,
yaraları sarmak,enkazları kaldırmak ve şehirleri yeniden yaratmak kolay değil.

2

Milli bütçemizle,içerden dışardan yapılan yardımlar ve milletin harika dayanışması ile iyi iş çıkarıldı.Binalar yükseldi,ana yollar yapıldı, altyapı elden geldiğince düzeltilmeye çalışıldı ve çok yerde yaşam normale dönmeye başladı.Evet 370 bin kişi hala konteynırlerde yaşıyor,hala çok büyük eksik ve aksaklıklar var ama ,hepsini bir çırpıda halletmek de mümkün değil işte..İnsafla söylemeliyiz ki,üç yılda gelinen nokta iyidir. Şimdi daha da iyi olması ve tüm ihtiyaçların süratle giderilmesi için, biraz daha gayret ve sabır gerekiyor.
Deprem felaketi daha iyi yönetilebilirdi. Gelen yardım ve toplanan paralar daha iyi kullanılabilirdi.Ordu devreye hemen sokulabilirdi. Bunları tartışmanın şimdilik bir faydası yok.O korkunç karambolde kimin eli kimin sırtında, belli değil ki..Milli bir felaket, çok acı bir facia yaşamışız.Yaptığımız yanlışların,harcamaların, kusurların hesabını şimdi görmek yerine,Allah korusun ilerde yaşamamız muhtemel depremlerle ilgili tedbir ve önlemleri düşünmeliyiz ki,tekrar aynı feci tablolarla karşılaşmayalım.

Çok karışık,çok karmakarışık bir dönemi yaşıyoruz.Demokrasilerde hesap sorulur,bizde de soruluyor ama,hiçbir şeyin cevabı verilmiyor ki..Emekliler niye sürünüyor? Pahalılık niye milletin belini büküyor?Enflasyon neden önlenemiyor?Verilmeyen cevapları aklı başında olan herkes biliyor.Ülke iyi yönetilmiyor ki,işte cevap bu.Oy alacağım diye 40 yaş civarında 2 milyon kişiyi emekli ederseniz,ihtiyaç olmamasına rağmen bir o kadar seçmeni devlet memuru yaparsanız,11 milyon kişiyi sosyal yardım adı altında maaşa bağlarsanız,ihale kanununu defalarca değiştirerek üçe beşe mal edeceğinizi misliyle öderseniz,devleti gırtlağa kadar israfa batırırsanız olacağı budur işte.Buna para dayanır mı?Dayanmadığı içindir ki,dışardan çok büyük faiz ödeyerek aldığımız borçlarla günü kurtarıyoruz.564 milyar dolar borcumuz var.Bunun sadece faizi için yılda 30 milyar dolara yakın para ödüyoruz.

Siyaseti düzeltmedikçe,siyaset esnafını bir hizaya getirmedikçe,demokrasiyi kurallarına göre yaşatmadıkça,Anayasayı eksiksiz uygulamadıkça,oy getirecek fantezilerden kaçınmadıkça maddi-manevi sıkıntıları çekmeye devam ederiz.

CAN PULAK

Devamını Oku

Can Pulak : Millet korumasız

Can pulak : millet korumasız
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İnanmak kolay değil ama millet gerçekten korumasız.

Can pulak e1763728580811

Milletin hizmetini görmekle mükellef olanlar, yani (TBMM üyesi vekilleri dahil) tüm kamu mensupları ise, çeşitli güvencelerle yaşamlarını güvenlik ve teminat altına almışlar. Milletin kendisi geçim sıkıntısıyla, güçlüklerle, zorluklarla boğuşurken, vekilleri her açıdan tatlı bir hayat yaşıyorlar. Aslında kürsüde geçerli olması gereken dokunulmazlıklarını gece-gündüz her yerde, her vesileyle kullanıyorlar. Sadece evlerinde geçerli değil dokunulmazlık. Kapının dışına çıktı mı, dokunsanız 220 volt ceryana kapılmaktan beter olursunuz.

Mebusu öyle de memuru farklı mı sanki? Ona da ters bir şey söyleseniz ya da sokakta kazara çarpsanız(görevli memura hakaret) maddesinden işlem görürsünüz ki,(tecili filan da yok bu suçun)kafadan 6 ay ceza yersiniz. Mahkemelik oldunuz mu, nedense memurun hepsi görev başında sayılıyor. Caddede yürüyenine de (evrak götürüyordu)deniliyor, lokantada yemek yiyenine de (kalite kontrolü yapıyordu)gibi bir gerekçe gösterilerek, hep memurlar haklı çıkarılıyor. Memur devlet dairelerinde işini takip eden vatandaşa hakaret eder, saygısızca davranır, bağırır çağırırsa, ona bir şey yok. Hele polisler, hele jandarmalar, hele bekçiler (içlerindeki çok iyileri elbette hariç tutuyorum)ama çoğu vatandaşa potansiyel suçlu gözüyle bakıyorlar.

1
Can pulak : millet korumasız 10

Eskiden memurlara ciddi eğitimler verilir, onlara halkın hizmetinde oldukları çarpıcı bir şekilde anlatılırdı. Şimdiki memurlar hayli farklı, çoğunu yeniden devlet işe alma imtihanlarına soksanız, inanıyorum ki çoğu dışarda kalır. Çünkü günümüz memur alımında siyasi eğilimler ağır basıyor, bileğinin hakkıyla yazılıda iyi puan alan mülakatta eleniyor. Bu yüzden memur kalitesi, ehliyet ve liyakati iyice düşüyor, hatta bazı yerlerde sıfırlanıyor. Bir de internet döneminde memur sayısının azalması gerekirken, aksine partizan genç memurlarla arttırılıp, milli bütçeye müthiş bir yük bindiriliyor.

Korumasız milletim hakkını ararken bile zorlanıyor. Parasız dava açamıyor, avukatlara (ücretleri yine çok arttırıldı),noterlere ve bilirkişilere büyük paralar ödemek zorunda. Hakimler en kolay davalarda bile bilirkişiye başvuruyorlar. Hele alacak davası açabilmek için, alacağınızdan çok büyük teminat parası yatırmak zorunda kalıyorsunuz. Adliyelerde kayıt parası diyorlar, yardım makbuzu diyorlar, ekstradan küçük ama başka paralar da alıyorlar. Oysa devletimiz her şeyin parasını vermiş. Mükemmel adliye binaları yapmış, kışın kaloriferleri yazın klimaları çalışıyor. Suları akıyor, elektrikleri yanıyor. Hakimine, savcısına, mübaşirine, kalem kadrosuna maaşlarını ödüyor. Peki vatandaşın hak araması niye bu kadar pahalıya mal oluyor ki?

Ülkede şikayet edecek o kadar çok şey var ki, sıra bunlara mı geldi yani diyebilirsiniz. İstediğinizi söyleyin ama, bilin ki millet korumasız ve mağdur durumda. Milleti yönetenlerin keyfi yerinde, vatandaşın ise canı burnunda. Her gün sokaklarda kadınlar öldürülüyor. Her gün ülkenin dört bir yanında zorbalıklar görülüyor. Cinayetler, yaralamalar, tehditler, soygunlar gırla gidiyor. Normal vatandaşın cebinde sapanı bile yok. Ama belinde silahı olan çok. Teksas’a döndü Türkiye. Silahlar artık açıkta satılıyor. Pompalı tüfekler çocukların elinde artık. Yerli mafyamıza, Türkiye’den 400-500 bin dolara ev alıp, vatandaşlık hakkı bile kazanan yabancı mafyalar da eklendi. Korumasız millet bunlara bakıp geceleri uyuyamıyor ama, İçişleri Bakanı ile milletin vekilleri rahatça uyuyorlar.

500 bin civarında polisimiz,1 milyondan fazla sertifikalı özel güvenlik görevlimiz,30 bini aşkın da bekçimiz var. İlk bakışta çok büyük bir kadro olarak görülüyor. Ama suçlu sayımız, suça meyyal insan sayımız bunun birkaç katı üzerinde. Hapishaneler yetmiyor, hepsi tıklım tıklım dolu, yenileri yapılıyor. Bununla da övünüyor bizi yönetenler. Okul sayısını arttırsalar, halk eğitim merkez sayısını arttırsalar mesele yok. Ama hapishane artışıyla övünülür mü hiç? Koruma polisi sayımız da çok fazla, Yıllar önce bakanlık yapmış olanları, eş ve çocuklarını bile hala koruyor polis. Tehdit altındaki vatandaşın korumasına verilmeyen polisler, bizi yönetenlere, siyasilere, kerameti kendinden menkul güçlülere hemen tahsis ediliyor. Oysa önce milleti korumak gerekiyor.

Yanlış karar verip adamı yıllarca hapiste çürütüp sonradan pardon diyen hakimlere, sorumsuz davranarak insanların ölümüne yada sakat kalmasına sebep olan doktorlara, işini savsaklayıp vatandaşın zararına yol açan memura kolay hesap sorulamıyor bu ülkede. Yanlış kararların ve suçların cezasını da devlet ödüyor. Yani bizim, yani vatandaşın vergilerinden toplanan parayla.. Vatandaş bir trafik suçu işlesin, sürat tahtidini aşsın, kırmızı ışıkta bir geçsin bakalım. Anında cezası kesiliyor. Ama mebuslara, hakimlere, savcılara ceza kesemiyor trafik polisi. Vur abalıya dercesine vur vatandaşa…

Son çeyrek asırda yolsuzluk, suiistimal ve rüşvet iddiaları ayyuka çıktı. Bunu yapanlara kök söktürüyor gibi davranan devlet, aniden zenginleşen ve devlet imkanlarını hovardaca sarf eden memuruna bir şey yapmıyor, toz kon durmuyor. Peki her devlet görevlisinin vermek zorunda olduğu mal beyanları neden kontrol edilmiyor? Bunu da bir başka yazımızda ele alacağız.

Devamını Oku

Türk’lükte buluşalım/Can Pulak 5

Türk’lükte buluşalım/can pulak 5
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Doğuda batıda nerede doğmuşsak doğalım, aslımız nereli olursa olsun, bu topraklarda yaşayan hepimiz Türk’üz…

Ben Kürt’üm, ben Laz’ım, ben Çerkes’im, ben Boşnak’ım, ben Gürcü’yüm, ben Ermeni’yim, ben Rum’um, ben Yahudiyim, ben Arap’ım, ben Arnavut’um, Pomak’ım, Zaza’yım, Süryani’yim, Roman’ım, İran’lıyım der, bir kimlik ve talep tartışmasına girersek, devlete de millete de büyük ve telafisi zor zararlar veririz. Bu topraklarda hepimiz hür, eşit ve kardeşçe yaşamalıyız. Böyle yaşamak yerine, bu ülkeyi parçalamak isteyen dış tezgahların ve ağalarla, aşiretlerin oyununa gelirsek, milletin birlik ve beraberliğini tehlikeye düşürürüz.

Image 1
Türk’lükte buluşalım/can pulak 5 14

Ben Kürt’üm, ben Laz’ım, ben Çerkes’im, ben Boşnak’ım, ben Gürcü’yüm, ben Ermeni’yim, ben Rum’um, ben Yahudiyim, ben Arap’ım, ben Arnavut’um, Pomak’ım, Zaza’yım, Süryani’yim, Roman’ım, İran’lıyım der, bir kimlik ve talep tartışmasına girersek, devlete de millete de büyük ve telafisi zor zararlar veririz. Bu topraklarda hepimiz hür, eşit ve kardeşçe yaşamalıyız. Böyle yaşamak yerine, bu ülkeyi parçalamak isteyen dış tezgahların ve ağalarla, aşiretlerin oyununa gelirsek, milletin birlik ve beraberliğini tehlikeye düşürürüz.

Aslında çok hassas ve kritik bir konuyu tartışacağız. Neredeyse son yarım asırı, Kürt sorunu mücadelesi, kavgaları ve terörüyle geçirdik. 82 yaşını aşmış biri olarak hatırlarım, gençliğimizde Türk-Kürt değil, önce sağcı-solcu, sonra da komünist-faşist kavgaları olurdu. Sağ-sol çatışmaları 1968’de başlayıp, 1980 darbesine kadar sürdü. https://www.facebook.com/BodrumMedyaAjans/rtçülük TİKKO, DHKP, MKP, MLKP, TKP/ML, THKO, THKP gibi yasadışı sol örgütlerin içinde palazlanarak, 1984 yılında PKK bayrağıyla silahlı isyanı başlattı. Aslında Kürt isyanlarının tarihi 1820’lere dayanır. 204 sene öncesine yani… Zaza isyanları, Bedirhan isyanı, Botan isyanı ve tam 100 yıl önceki Şeyh Sait isyanı filan.

Günümüze kadar çok insan öldü, çok şehit verdik. Şimdi terörü bitirme sloganıyla yola çıkıyoruz. Gönül ister ki gerçekten terör bitsin, silahlar sussun, kalıcı bir barış sağlansın. Ama kazın ayağı öyle değil işte. Sadece APO ve PKK ile bitmiyor ki iş. Kürtçülük piyasasında yeni ve daha etkili merkezler oluştu. Örneğin PYD, YPG, YPJ, SDG, PJAK, PÇDK, YBŞ, YJE, EÖT, BÖG, KYB gibileri. Ayrıca Irak’taki gibi, Suriye’de de Kürt devleti kuruldu. Bunlar APO’nun kararını tanımıyor, (Biz yokuz) diye peş peşe açıklamalar yapıyorlar. DEM’li Pervin Buldan’ın Hakkari konuşmasına göre, APO’nun 20 önemli şartı varmış ki, bunlar yenir yutulur ve kabulü mümkün şeyler değil. Ayrıca Terörsüz Türkiye projesinin iç politikada, Anayasa değişikliği ve Başkanlık seçimine malzeme olarak da kullanılacağı kuşkusu yaygın.

Image 2
Türk’lükte buluşalım/can pulak 5 15

Günümüze kadar çok insan öldü, çok şehit verdik. Şimdi terörü bitirme sloganıyla yola çıkıyoruz. Gönül ister ki gerçekten terör bitsin, silahlar sussun, kalıcı bir barış sağlansın. Ama kazın ayağı öyle değil işte. Sadece APO ve PKK ile bitmiyor ki iş. Kürtçülük piyasasında yeni ve daha etkili merkezler oluştu. Örneğin PYD, YPG, YPJ, SDG, PJAK, PÇDK, YBŞ, YJE, EÖT, BÖG, KYB gibileri. Ayrıca Irak’taki gibi, Suriye’de de Kürt devleti kuruldu. Bunlar APO’nun kararını tanımıyor, (Biz yokuz) diye peş peşe açıklamalar yapıyorlar. DEM’li Pervin Buldan’ın Hakkari konuşmasına göre, APO’nun 20 önemli şartı varmış ki, bunlar yenir yutulur ve kabulü mümkün şeyler değil. Ayrıca Terörsüz Türkiye projesinin iç politikada, Anayasa değişikliği ve Başkanlık seçimine malzeme olarak da kullanılacağı kuşkusu yaygın.

Şöyle ya da böyle havanda su dövmeye devam edecek, gündemi çözüm bekleyen ekonomi-enflasyon-geçim sıkıntısı ve devletin kötü yönetilmesi gibi acil konulardan iyice uzaklaştıracağız galiba… Var mı yok mu Kürt sorunu… Eskiden gerçekten Kürtlerin ciddi problemleri vardı. Devlet olarak haklı-haksız hayli yanlışlar ve baskılar da yapmışız. Ama şimdi bunların varlığından kimse söz edemez. Bugünün Türkiye’sinde Kürt’lerin isteyip de yapamadıkları bir şey var mı? Eşit haklarsa, günümüzde eşit hakkı dibine kadar kullanıyorlar. Bakın Parlamentomuza, bakın ticari hayatımıza, bakın bürokrasimize çoğunluk Kürtlerde. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ama Kürt sorunu yaygaraları böylesine sorumsuzca devam ederse, arkasından Türk’lerin giderek azalan hakları sorunu gündeme gelir ki, işte o zaman pirincin taşını ayıklamakta zorlanırız.

Onun için diyorum ki, giderek yaygınlaşan bu kimlik tartışmalarına artık bir son verelim ve milletçe birbirimize kenetlenelim. Türk’leri ve Türkiye’yi büyük tehlikeler bekliyor çünkü. Nereli olduğumuzu bırakalım, hepimiz Türk’lükte buluşalım. Ne mutlu Türk’üm diyene.

Devamını Oku

Torba yasalara döndü torba konular 1”Çok Yazık Ediyoruz ”

Torba yasalara döndü torba konular 1”çok yazık ediyoruz ”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yazı yazmak da giderek zorlaşıyor.Sürekli değişen gündemde bir değil,hepsi de birbirinden önemli bir sürü konu var. Bir yazıda tek değil,pekçok sorunun üzerinde durmak gerekiyor.Torba yasalara döndü torba konular..

Ülkenin ormanları cayır cayır yanıyor.Nutukla sönmüyor ki yangınlar.Milyonlarca yabancı aramızda.Kim casus,kim sabotajcı,kim hain nasıl bilelim?Ağaçları tutuşturanların videoları bile geziyor sosyal medyada.Açız diye bağırıyor emekliler ve dargelirliler.Kamu işçilerinin grevi kapıya dayandı bile.İzmir’in temizlik işçisi polisten fazla maaş alıyor da,kimsenin kılı bile kıpırdamıyor.İktidarın acil operasyonlar yapması, en önemli konuların üzerine gitmesi lazım.Ama bizim iktidarımız işi gücü bırakmış CHP ile uğraşıyor,terörsüz Türkiye senaryosu ile Kürtlerin oyunu almaya çalışıyor,Anayasa değişikliği hesaplarına kafa yoruyor.

CHP ile uğraşmaya ne gerek var? CHP kendisiyle uğraşıp,yıllardır meydanı AKP’ye bırakmıyor mu?Mitinglerle meydanları doldurmak başka,siyasi meydanı boş bırakmak başka şeyler..Sen seçimi kazan,sonra da normalleşme filan diyerek seçmenden sert bir darbe yiyen AKP’yi tekrar güçlendir.Recep Tayyip Erdoğan CHP’ye ne kadar teşekkür etse azdır.CHP’nin sayesinde vitesi yükseltip duruyor,ayağını gazdan çekmeden dilediğini kolayca yapıyor. Seçimi kazanan partinin Cumhurbaşkanı adayı içerde,kritik yer ve bölgelerin belediye başkanları içerde.Sabahın köründe operasyonlar yapıp istediğini içeri alıyor,kızdıklarının kafasını bastırıp ters kelepçeyle polis araçlarına dolduruyor AKP Başkanı.Ohh ne ala memleket.

     Kıbrıs kaynıyor,yakında kokusu çıkar.Dostum Trump hiç de Erdoğan gibi düşünmüyor Kıbrıs’ı. Tavşana kaç tazıya tut diyor dostumuz.Bakın İsrail’le işi bitirdi,elini bıraktı bile.Milyarlarca dolarlık yüzlerce füzeyi harcattırdı iki tarafa,şimdi ellerini oğuşturup duruyor. Türkiye’ye ne istediyse yaptırdı Amerika.Bundan sonra kimbilir neler isteyecek,kapalı kapılar ardında ne dolaplar dönecek yine.F-35 lere ortak olabilecekmiyiz acaba,kaptırdığımız 1,5 milyar doları alabilecekmiyiz geriye?CHP Kılıçdaroğlu ile meşgul,siyasi mevtalar bile nasıl da zaman kaybettiriyor CHP’ye.AKP Kılıçdaroğlu’nu bulmuş, kendi değirmenine su taşıtıp duruyor. Böyle bir ortamda da iktidarını uzatmanın formülünü yakalıyor gibi.

Kuraklık bir yandan belimizi büküyor,iklim değişikliği şartlarımızı zorluyor.Tarım zaten bitikti,dikili nebatı da don vurdu.Kirazı,eriği bile tane ile tadabiliyor millet.Ortalık ateş pahası. Tarımı nasıl ayağa kaldırabileceğimizi söyleyen yok.Ama çığ gibi artan İmam Hatip Okullarıyla öğünen iktidar,ülkenin yüzde 90’ına sahip medyasıyla seçmenine selam verip duruyor. Dünyada sanayinin anahtarı Türkiye olacakmış.Öyle söylüyor patron.Oysa fabrikalar kilitlenip yurt dışına taşınıyor devamlı.İflaslar birbirini kovalıyor.Görüyor ve artık açıkça anlıyoruz ki,nutukla filan düzelmiyor ekonomi, düşmüyor enflasyon.Acaba toplumdaki çok ciddi gerginliği,çok elektrikli havayı,çok büyük tepki ve öfkeyi farketmiyor mu iktidar?

Turizm alarm veriyor.Tesislerin çoğu boş,yarı dolu olanlar da fiyatları kırıp duruyor.Geçim sıkıntısı çeken yerli halk tatile çıkamıyor.Karnını doğru dürüst doyuramıyor ki tatile para ayırsın.  Zengin yabancı turist de rotayı başka ülkelere çevirdi.Hak,hukuk ve adalet sancısı çeken, sokaklarında hergün kadınların öldürüldüğü, demokrasisi tartışmalı ve dinsel gelişmeye ağırlık veren üstelik de pahalı bir ülkeye gitmek istemiyor turist.Bu yüzden güzelim Ege sahillerimiz bomboşken,karşımızdaki küçücük Yunan adaları tıklım tıklım dolu.Paraya para demiyor adamlar.Üzülerek söylemek zorundayım ki,bu yıl gerek turist sayısı ve gerekse turizm geliri bakımından çok kötü bir yıl geçireceğiz. Birileri oturup (Nerede hata yaptık)diye düşünmeyecekler mi acaba?Hatanın adresi belli ama söyleyebilen yok işte.

Gençlerimiz kapağı dışarı atmaya çalışıyor. Üniversite diplomaları işe yaramıyor,çoğu işsiz ve moralsiz,geleceğinden umudunu kesmiş gibi. Öyle her sokağa bir Üniversite açarsanız,üç katlı apartmanlara Üniversite izni verirseniz,ülkenin ihtiyacı olmayan bölümleri açtırıp,onbinlerce ortaokul seviyesinde Üniversite mezunu yaratırsanız,olacağı budur işte.İş sahibi çırak,kalfa,usta bulamıyor.Meslek liselerinin çoğu ya kapatıldı yada İmam Hatip oldu.Mühendis ve mimarla işçinin arası boş.Bu yüzden zor bulunan çıraklar ve ustalar,mühendis ve mimarlardan üç-beş kat fazla para kazanıyorlar.

Hangi birini yazayım,neyi yazacağımı şaşırdım.Paramız bitti,yurtdışından çok büyük faizlerle para bulmaya çalışıyoruz. Borçlarımız çığ gibi artıyor.Bunları ve faizlerini nasıl ödeyeceğiz?Oturup bunları konuşacağımıza,çare  üreteceğimize,muhalefetin başını nasıl belaya sokarım,iktidarımı nasıl uzatırımın hesaplarıyla uğraşıp duruyoruz.

Ve insanımıza da,memleketimize de yazık ediyoruz.Hem de çok yazık.

CAN PULAK

Devamını Oku